Polis son 7 kurbanın peşinde! Seri katilin son sözleri kan dondurdu

Derleyen: Betül Yasemin Keskin / Milliyet.com.tr – John Wayne Gacy, ABD’nin Chicago eyaletinde hem iş insanı kimliğiyle hem de siyasi kimliğiyle çok nüfuzlu biriydi. 17 Mart 1942’de Chicago’da dünyaya gelen Gacy sorunlu bir çocukluk geçirdi. Babası tarafından şiddete maruz bırakılan Gacy yaşadığı kötü çocukluğa rağmen her zaman başarılı ve güçlü olmak için çalıştı. 1960’ların başında üniversiteye giren ve ticaretle ilgili bir alandan mezun olan Gacy, 1964 yılında çalıştığı iş yerindeki Marilyn Myer’la evlendi. Evliliğinin ardından kayınpederinin ısrarı üzerine Gacy onun işlerinin başına geçti. Başlarda her şey normal gibi görünse de tarihler 1968 yılını gösterdiğinde çalışanına karşı cinsel istismarda bulunmak suçundan hüküm giydi ve Anamosa’daki Iowa eyaleti cezaevinde 10 yıla mahkûm edildi. 

John Wayne Gacy, hapiste 18 ay yattıktan sonra 18 Ekim 1971’de şartlı tahliye edildi ve Chicago’ya geri döndü. İşleri yoluna koymak ve yeniden içinde bulunduğu toplumun saygısını kazanmak isteyen Gacy, tekrar bir aile babası gibi görünmeye ve gücünü toplamaya karar verdi. 1975’te kendi inşaat firması olan PDM Şirketi’ni açtı. Ardından ikinci eşi olan Carole Hoff ile evlendi. Başlarda Gacy, Carole Hoff ve Hoff’un iki kızıyla birlikte mutlu bir aile gibi görünüyordu. Ancak işler ters gitmeye başlamıştı bile.

PALYAÇO GÖRÜNÜMLÜ AMA…

Gacy boş zamanının bir kısmını, arkadaşları ve komşuları için eğlenceli sokak partilerine ev sahipliği yaparak geçirmeye başladı. Evinde verdiği partilerde çoğu zaman palyaço kostümü giyer ve bu kostümle yerel hastanelerdeki çocukları eğlendirmeyi kendine görev edinirdi. Öte yandan siyasi kimliğini de devam ettiriyordu. Bir keresinde Demokratik Parti bölge sorumlusu olarak dönemin First Lady’si Rosalynn Carter’la fotoğraf bile çektirmişti. Gacy’nin inşaat şirketinde sürekli genç, çelimsiz erkekleri çalıştırıyor olması ve çalışanlarının belirli sürelerle ortadan kayboluyor olması dönem dönem okları Gacy’e çeviriyor olsa da herhangi bir kanıt bulunamadığından suçlu görünmüyordu.

Tarihler 1978 yılının Aralık ayını gösterdiğinde, Chicago’da bir kayıp çocuk ilanı yayınlandı. Robert Piest adındaki genç çocuk birdenbire çalıştığı eczanenin önünden kaybolmuştu. Üstelik onu gören son kişi de John Wayne Gacy olmuştu. 12 Aralık 1978’de Robert Piest polisler tarafından aranmaya başladı. Gacy kendisiyle ilgili suçlamaları duyunca avukat arkadaşı Sam Amirante’yi aradı. Avukat yanlış adamın peşinde olduklarını söylese de polisler John Gacy’nin peşine düşmek için yeterli bilgilere sahipti. Robert Piest’in John Gacy ile sohbet ettiğini gören polisler Gacy’nin sabıkasına baktılar ve geçmişte erkek çocuklarına istismardan suça bulaştığını, hatta hapis yattığını gördüler.

ZİKZAK DESENLİ KAPI

Polis Gacy’nin evine girdiğinde her yerde palyaço resimleri olduğunu, üstelik bu palyaçoların kötü kalpli palyaçolara benzediğini gördüler. Neden evin her yerinde palyaço resimleri vardı? Gacy’nin evinde ilginç olan tek şey her yerde olan palyaçolar değildi. Evinin koridoru daha dikkat çekiciydi. Koyu kahverengi renge boyanmış koridorun sonu sarı renkli zikzak çizgilerle çizilmiş bir kapıya çıkıyordu. Polis Gacy’nin evinde erkek çocukların istismarıyla ilgili değişik içerikli kitaplara, cinsel şiddeti teşvik eden oyuncaklara, zincirlere ve kelepçelere rastladılar. Polisler evin altında bir alan olduğunu gördüler. Bu alana dolabın içindeki zemin kapağından giriliyordu. Polisler yerin altına baktıklarında orada Robert Piest’in izine rastlamadılar.

Gacy’nin geçmişte küçük bir erkek çocuğunu istismar etmekten aldığı ceza polisler için önemli bir durumdu. Ancak ellerinde Gacy’nin Robert Piest’in kayboluşundan sorumlu olduğunu kanıtlayan herhangi bir kanıt olmadığı için polisler onu takip etmeye başladı. Polisler dönüşümlü olarak Gacy’i izlemiş olsalar da Gacy’nin takip edildiğini anlaması kısa sürmedi ve polislerin peşinde olduğunu fark etti. Günlerce polisleri peşinde koşturan Gacy hiçbir açık vermedi. Gacy’nin iş hayatını inceleyen dedektifler onun iş yerinde sürekli genç ve kumral, sarışın erkekleri çalıştırdığını gördüler. Çalışanlarının isim listesini çıkaran polisler, ilginç bir gerçeği fark ettiler. Gacy’nin şirketinde çalışan 3 çocuk birbirinden bağımsız zaman ve yerlerde kaybolmuştu. Üstelik görüştükleri en son kişi de Gacy’di fakat polisler hiçbir kanıt bulamadıkları için o dönemde Gacy’i suçlamamışlardı. Robert Piest ise Gacy ile bağlantılı dördüncü kayıptı.

SİFON GACY’İ ELE VERDİ!

John Wayne Gacy’i araştıran polisler, geçmişteki çalışanlarından biri olan John Szyc dosyasını fark ettiler. 20 Ocak 1977 günü kaybolan John Szyc’nin annesi odasında duran küçük televizyonun kayıp olduğu bilgisini vermişti. Bu bilginin ardından polisler birkaç gün önce Gacy’nin evine gittiklerinde tarife uyan bir televizyon gördüklerini hatırladılar. Polis ekibi eve tekrar gittiğinde içlerinden Bob Schultz adındaki bir polis, tuvalete gitmek istediğini söyledi. Amacı yalnızca evi detaylı bir şekilde aramaktı. Diğer polis John Gacy’i oyalarken Bob Schultz evi aramış, televizyonu bulamamıştı ve sonra tuvalete gitmiş ve sifonu çekmişti. Polis ısıtma kanalının yanındayken içeriye inanılmaz bir çürük kokusu yayılmıştı. Gacy’nin evindeki kokuyu hemen emniyete giderek dedektiflerle paylaşan Bob Schultz, kokunun bir ceset kokusu olduğundan emindi.

Polisler Robert’ın çalıştığı eczanedeki çalışanlarla konuşmaya devam ediyordu. İçlerinden kasada çalışan genç bir kız, olay günü çok üşüdüğü için Robert’ın montunu giydiğini ve montu üzerindeyken cebine bir fiş koyduğunu, bunu da neden yaptığını bilmediğini söyledi. Fişin monta neden koyulduğundan ziyade fişin bulunduğu yer daha ilgi çekiciydi. Polisler Robert Piest ilk kaybolduğunda Gacy’nin evine gitmişlerdi ve evinin çöp kovasında bir fiş görmüşlerdi. Gacy’nin çöpünde bulunan fiş, eczanede çalışan genç kızın Robert’ın montunun cebine koyduğu fişin aynısıydı. Polisler bu bilgiye de ulaştıktan sonra ellerindeki iki kanıtla birlikte Gacy’nin evi için ikinci kez arama iznini çıkartabildiler.

John Wayne Gacy giderek köşeye sıkışmıştı ve bir gece avukat arkadaşı olan Sam Amirante’yi aradı. Onun ofisine gitti ve her şeyi orada itiraf etti. İlk cümlesi “Robert Piest, bu çocuk öldü” oldu. Gece boyunca anlattıkları Sam Amirante’yi şaşkına çevirdi. Göz altında konuşmaya başlayan Gacy, polislerin bile duymayı ummadıkları şeyleri itiraf etmeye başladı. Polisler bir yandan Gacy’nin ifadesini alırken bir yandan da evini inceleme altına almışlardı. 1978 yılının kış aylarında Gacy’nin evinin bodrumunda sayısız çocuk kemiği bulundu.

İTİRAFLARIN ARDI ARKASI KESİLMEDİ

İlk olarak 1972 yılında cinsel eğilimi yüzünden ailesi tarafından reddedilmiş genç bir erkek çocuğunu önce istismar eden sonrasında da öldürerek bodrumuna gömen Gacy, ilk cinayetin ardından diğer işlediği cinayetleri de tek tek anlattı. İkinci cinayetinin yanında çalışan bir çocuk olan John Butkovich olduğunu itiraf eden Gacy, iki kez cinayet işlemesine rağmen yakalanmamasını teşvik edici bulduğunu söyledi. Gacy boşandıktan sonra geceleri alkol alarak Bughouse Meydanı’nda dolanmaya başladığını söyledi. Her gece bu meydana çıkan Gacy kurbanlarını özenle seçtiğini iletti.

Gacy polislere ifade verirken yetkililer onun evini kazmaya başladılar. Polisler kazdıkça ceset dolu bir mezarlığın tam da içinde olduğunu fark ettiler. Üstelik bu cesetleri tanımlamak oldukça zordu çünkü bazıları çürümüştü, bazıları ise yan yana fırlatılmış gibiydi. Bir ceset evin arkasındaki barbekü ızgarasının yanında bulunmuştu. Butkovich’in cesedi ise garajın arkasından çıkarılmıştı. Cesetler evin her bir köşesinden çıkarılırken Gacy işlediği tüm cinayetleri detaylıca anlatamaya devam ediyordu. Kurbanlarının çoğunun kendi rızaları ile eve geldiğini, bazılarının da suç olaylarına karışan tipler olduğunu söyleyen Gacy, kurbanlarının para, uyuşturucu madde ve cinsel birliktelik için kendisine geldiklerini söyledi.

Gacy kurbanlarının her birinden objeler saklamıştı. Polisler evi kazdıkça aslında kayıp olan birçok kişinin evde izlerini buldular. Gacy’nin evinde bulunanlar basına da yansımıştı. Basın, Gacy’nin evini ve onu yakın markaja alarak evinden çıkan her kurbanın haberini yapıyordu. Gacy işlediği cinayetlerle uluslararası bir bilinirliğe sahip oldu. Bulunan cesetlerin neredeyse tamamı eski cesetlerdi, içlerinde Robert Piest’in cesedi bulunmuyordu. Polisler Gacy’ye Robert Piest’in nerede olduğunu sorunca Gacy, “Ne yerin altında ne yerin üstünde” gibi bir cevap verdi.

CESETLERİN KROKİSİNİ ÇİZDİ

Haftalar geçti ve Gacy’nin evinden cesetler çıkmaya devam etti. Polisler çıkardıkları her bir cesedin dişlerini inceleyerek kim olduğunu buldular. Köşeye sıkışan Gacy polisin onu zorlamasıyla evinde daha fazla ceset olduğu fikrini doğruladı ve bir kalem kağıt isteyerek evinin zemininde nereleri kazdığını işaretleyerek anlattı. Gacy’nin evinden 30’a yakın ceset çıkarıldı. Tarihler 1978 yazını gösterdiğinde evinin zemininde kazacak başka bir yer kalmadığını söyleyen Gacy, cesetler için nehri de kullandığını söyledi. Robert Piest’in cesedini arayan polisler yeniden Gacy’i sıkıştırdı ve Gacy, Robert’a yaptıklarının detaylıca anlattı.

11 Aralık 1978 yılında Robert’la eczanede karşılaşan Gacy’nin inşaat işleriyle uğraştığını öğrenen Robert, ona birkaç soru sormak istedi. Gacy vakti olmadığını ama yolda konuşabileceklerini söyledi ve Robert’ı evine götürdü. Gacy evinde Robert’a cinsel istismarda bulundu. Robert ise yaşadığı olayın şokuyla ağlamaya başladı ve Gacy onun kurbanları üzerinde kullandığı düğüm tekniğini kullanarak boynuna ip geçirerek boğdu. Polisler Robert’ı ilk aramaya geldiklerinde ise Robert’ın cesedi Gacy’nin tavan arasındaydı. Yakalanmaktan korkan Gacy, bir gece polis henüz peşine düşmemişken Robert’ın cesedini alarak Des Plaines Nehri’ne attı, tıpkı diğer cesetler gibi. Polisler tüm aramalara rağmen Robert Piest ve diğer nehre atılan cesetlerden ipucu bulamadılar. 1979 yılının Ocak ayı çok sert geçtiğinden araştırmalar Nisan ayına kaldı. Robert Piest’in cesedi Nisan ayına kadar bulunamadı. Ancak bir Nisan günü Des Plaines’te 15 yaşlarında bir erkek bedeni suyun yüzüne çıktı. Bu ceset Robert Piest’e aitti.

Nisan ayının ortalarına gelindiğinde polisler Gacy’nin evini yeterince aradıklarından emin olduktan sonra evin yıkım kararı verildi ve ev tamamen yok edildi. Polisler Gacy’nin evinden ve evin dış bölümlerinden toplam 30 tane genç erkek cesedi çıkardı. Bulunan cesetlerin 9 tanesi tespit edilemedi ve Chicago cenaze işleri müdürü teşhis edilemeyen 9 kişi için tören düzenledi. Gacy’nin davası için uzmanlardan oluşan büyük bir ekip kuruldu ve davaya tam 1 yıl boyunca hazırlanıldı. Bu süre içinde Gacy ve avukatı onun deli olduğunu kanıtlamak için argüman topladılar. Gacy’i inceleyen doktorlardan biri çocukluk yıllarına inerek Gacy’nin babasıyla olan sorunlu ilişkisini inceledi ve uzmanlar Gacy’nin nevrotik bir psikopat olduğunu teşhis etti.

SUÇLU BULUNDU!

Davanın beşinci haftasında Gacy’nin deli olduğu argümanı güçlenince cinayetler sırasında aklı başında olduğunu kanıtlamak da iddia makamına düştü. Gacy’nin bunların tamamını planladığını düşünen insanlara göre Gacy akıl hastası değildi. Davanın altıncı haftasında John Wayne Gacy yedi erkek ve beş kadından oluşan jüriye göre suçlu bulundu. John Gacy’nin 33 genç erkeği öldürmekten suçlu bulunması iki saatten az sürdü. John Gacy, ABD tarihinde bu kadar cinayetten bir anda hüküm giyen ilk kişi olmuştu. Tarihler 13 Mart 1980’i gösterdiğinde Gacy, 33 cinayetten hüküm giyerek idama mahkum edildi. Yıllar içinde Gacy hapishanede kaldıkça hukuk kütüphanesine gitmeye başladı. “Etkili temsil edilmedim” diyerek 33 cinayete sebep olmadığını ve o insanları öldürmediğini iddia etti. Yalnızca 2 cinayete suç ortaklığı yaptığını söyleyen Gacy, bu iki kişiden birinin Robert Piest olduğunu söyledi. 1995 yılında idam edilmesi planlanan Gacy’nin son temyiz başvurusu da Amerikan Yüksek Mahkemesi tarafından reddedildi.

POGO PALYAÇO GACY!

Hapishane’de kaldığı süre boyunca resim çizen ve resimlerinde özellikle kötü kalpli görünen palyaçoları resmeden Gacy, Pogo Palyaço lakabıyla anılmaktan hoşlanıyordu. Hapishanede yaptığı resimler o yıllarda satışa çıkarılmıştı. Ancak Gacy’nin tablolarını dışarıdan satın alan insanlar ona hayran oldukları için değil nefret ettikleri için alıyordu ve resimleri toplu bir şekilde yakarak yok ediyorlardı.

10 Mayıs 1994 yılında Gacy’nin Joliet’teki bir eyalet hapishanesinde idam edilmesine karar verildi. Gacy’nin idamı için her şey hazırdı ve idamı izleyenlere göre Gacy beklenildiği gibi hiç de bitkin bir halde değildi aksine, “Ben 33 kez öldürdüm ama onlar beni bir kez öldürebilecekler” cümlesiyle son anında bile oldukça egoluydu. Gacy 10 Mayıs 1994 tarihinde sonunda idam edildi ve bu davada görevli olan herkes uzun bir süre sonra ilk defa rahat uyuyabilmişti.

70’li yıllarda kimliği tespit edilemeyen 9 çocuğun kim olduğuna dair dava dosyası 2000’li yıllarda yeniden açıldı. Yetkililer kimliği belirlenemeyen çocukları DNA teknolojisiyle bulabileceğine inandılar ve öyle de oldu. Gacy’nin öldürdüğü çocuklar listesinde 19 numara olarak adlandırılan William George Bundy’nin kimliği DNA teknolojisi ile yıllar sonra tespit edildi. 2017 yılında, 24 numaralı kurban olarak adlandırılan Jimmy Haakenson da DNA teknolojisiyle bulunan bir başka kurban oldu. Gacy’nin kimliği belirsiz 7 kurbanı daha var yetkililer diğer kurbanların da teşhis edilebileceğine dair ümitli.

Yorum yapın