Anne Sütünün Önemi

Anne sütü; doğumdan sonra ilk altı ay süresince bebeğin hem fizyolojik hem de psikososyal tüm ihtiyaçlarını tek başına eşsiz bir şekilde karşılayan doğal bir besindir. Yenidoğan bebeklerin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan enerji, sıvı ve tüm besin öğelerini ideal ölçüde içerir, biyoyararlanımı yüksek, sindirimi kolaydır.

Anne sütü ile beslenmenin; sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi, ideal büyüme ve gelişmenin sağlanması, yeterli ve dengeli beslenmenin oluşması, bağışıklık sisteminin gelişimi ve korunması, sosyal-psikolojik gelişimin sağlanması ve ekonomik kazançlar açısından bebeğe ve anneye ciddi katkıları vardır.

Anne sütü ile beslenme insanlık tarihi boyunca hep ön planda tutulmuştur. Eski Mısır’da millattan önceki dönemleri anlatan tarihsel yazıtlarda bebek beslenmesinde anne sütünün yegane besin olduğu vurgulanmıştır. İslamiyetin ortaya çıktığı ve yayıldığı dönemlerde de bebeğin anne sütü ile beslenmesinin önemi birçok kaynakta belirtilmiş, çeşitli yazıtlarda ve eserlerde bunu tasvir eden resimlere yer verildiği görülmüştür.

Yapılan birçok bilimsel araştırmaların neticesinde dünyadaki tüm Sağlık Bakanlıkları, Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Akademisi, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve benzeri birçok bilimsel kuruluş ilk altı ay boyunca tek başına anne sütü ile beslenmeyi ve emzirme sürecinin iki yıla kadar uzatılmasını önermektedir.

Her anne kendi bebeği için en uygun sütü üretir. Örneğin erken doğmuş bir bebek için en ideal besin yine kendi annesinin sütüdür. Çünkü bebeğin o anda ihtiyaç duyduğu tüm maddeler yalnızca kendi annesinin sütünde bulunur. Anne sütünün yaklaşık % 87’sini su oluşturur. Bu nedenle tıbben gerekli görülmediği sürece ilk altı ay bebeklere anne sütünden başka su dahil hiçbir yiyecek ve içecek verilmesine gerek yoktur.

ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI:

  • Anne sütü kolay sindirilir, bebeğin beslenmesi için özgün ve ideal bir besindir.

  • Doğal ve taze bir besindir, daima hazırdır ve ekonomiktir.

  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde: alt solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihabı, menenjit, idrar yolu enfeksiyonları, allerjik hastalıklar, ani bebek ölümü sendromu, şeker hastalığı, ishal, obezite, inflamatuar barsak hastalıkları, kronik sindirim sistemi hastalıkları görülme riski azalır.

  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde obezite oranın daha az görülme nedeni anne sütünün yağ miktarının emzirmenin sonuna doğru artması doygunluk yaratmakta ve bebeğin daha fazla besin tüketmesine engel olmaktadır. Bu nedenle obezite oranı daha az görülür.

  • Özellikle doğumdan sonra ilk gelen ağız sütü (kolostrum) bebek için çok önemlidir, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlara karşı bebeği korur, aşılarının etkinliğini arttırır.

  • Anne sütü alan bebekler bebeklik döneminden sonra daha az hasta olurlar.

  • İnek sütü ile beslenen bebeklerde diş çürükleri anne sütü ile beslenen bebeklere göre daha sık görülür.

  • Anne sütü bebek ve anne arasında özel bir bağ kurulmasını sağlar, annenin annelik duygusunun gelişmesini sağlar. Bu bağ sayesinde annelerin kendilerine güvenleri artar. Bebeklerin de kişilik gelişimleri olumlu yönde etkilenir.

  • Anne sütü ile beslenen bebekler diğer besinleri ile beslenen bebeklere göre daha zeki olurlar.

  • Emzirmek anneler için doğal bir sakinleştiricidir.

  • Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri, rahim iç tabakası kanseri daha az görülür.

  • Emzirme anneyi ileride ortaya çıkacak kemik erimesinden (osteoporoz) korur.

  • Emziren annelerde rahmin eski haline dönmesi daha kolay olur, emzirmek anneyi aşırı kan kaybından ve anemiden (kansızlık) korur.

  • Emzirme sırasında salgılanan hormonlar annenin ruh sağlığını olumlu yönde etkiler.

  • Emzirme annelerin kilo vermesini kolaylaştırır. Emzirmek günlük enerji gereksinimini yaklaşık 500-600 kkalori arttırır. Sağlıklı ve doğru beslenen anne, emzirme sırasında enerji harcadığından ve süt üretimi için yağ dokusu kullandığından daha kolay ağırlık kaybeder.

Yorum yapın